Yusuf ÇELİK : Ötekileştirilmeyen Özgürlük

Yusuf Çelik

Günümüz Türkiye’sinde oldukça artmış ve gün geçtikçe artmaya devam eden yayınevlerine baktığımızda her birinin kendi içinde oldukça farklı yayın politikası ve dağıtım ağı mevcut. Hal böyle olunca da bir ilk kitap yazarı veya benim gibi daha önce bir ya da birden çok kitap yazmış ve bunu yayınlamayı başarmış yazarlar bir yayınevi arayışına giriyor. karşısına çıkan ilk yayınevine dosyasını gönderiyor. Fakat o anın vermiş olduğu heyecan ile kendisini hiçbir şekilde desteklemeyen ve sadece ‘biz kitap basan ve çok sayıda yazarı olan bir yayınevine sahibiyiz.’ diyebilmek için kitap basan bir yayınevinde kendisini bulabiliyor. Ancak bir ilk kitap yazarı yine o anın vermiş olduğu heyecan ile yayınevini araştırma veya çevresinde bulunan yazarlara sorma gereksinimi duymuyor. Kitabı basıma hazır hale geliyor, belli bir ücret karşılığında veya belli bir adette kitap alma sözü karşısında sözleşmeyi imzalıyor. Sonuç olarak kitap basılıyor. Fakat sadece basıldığı ile kalıyor.

  • Bu bağlamda ben böyle bir yazı kaleme almak ve yazarı olduğum Ange yayınlarını anlatmak istiyorum. Ama öncesinde bu yazının bir inceleme veya araştırma yazısı olmadığını belirtmekte fayda var. Bu yazı yalnızca yazdığım şiirleri kitap haline getirme isteğiyle yeni bir yayınevi arayışı içine girmem ve aynı dönemde yeni kurulmuş olan Ange yayınları ile karşılaşmam ile başlayan ve bu süreç içinde yaptığım araştırma, tanışma ve kitabın basılması ve yayınevi ile ilişkimi anlatacağım. Aynı zamanda da ilk kitap yazarlarına yardımcı olmak ve doğru bir yayınevine yönelmelerini sağlamak istiyorum.

Ange Yayınları ile nasıl tanıştım?

Elbette sosyal ağlar Ange ile tanışmamda çok büyük bir etkiye sahip. Sosyal medya reklamları, tanıdığım insanların yayınevi hakkında yaptıkları paylaşımlar vs. Hazırda yayınlamayı düşündüğüm bir dosya da olduğu için yayınevini araştırmaya başladım ve aslında yayınevinin genel yayın yönetmeni ve editörlerinin de yazar ve yayıncı bir gelenekten geldiklerini, bu sektöre hiç mi hiç yabancı olmadıklarını gördüm. Bu müthiş bir rahatlama ve emin olma hissi uyandırdı bende. Ardından açtım ve yayın politikalarını okudum. Bir sonra ki gün hiç vakit kaybetmeden yayınevi ile görüşme sağladım.

Ange Yayınları yazara ne vaat ediyor?

Ange yayınları her ne kadar yeni kurulmuş bir yayınevi olsa da en baştan belirttiğim gibi, yazara birçok şey vaat ediyor. Bir yazarı mutlu edebilecek ve ulaşmak istediği kitleye erişebilmeyi sağlayan büyük oranda etkili, geniş bir dağıtım ağı ile çalışıp, ne gerekiyorsa yapmaya hazır olduğunu belirtiyorlar. Yazılan her eser Avrupa’da ve Türkiye’de satışa sunuluyor. Aynı zamanda eserin tanıtımını kendi oluşturduğu kanallar üzerinden gayet başarılı bir şekilde yapıyor.

Ange Yayınları ne tür eserler basıyor?

Şiir, roman, öykü ve deneme gibi birçok kitabı Türkçe veya Kürtçe olduğuna bakmaksızın, edebi değeri olan ve basıma uygun tüm eserlerin basımını üstleniyor.

Peki benim Ange Yayınları ile çalışmamı sağlayan en önemli özellik neydi?

Aslında ben bu soruyu yayınevine dosyamı gönderdikten sonra kendime sordum ve hemencecik cevabını buldum. İnsanların birbirine saldırdığı, cinsiyetçi, fobik ve ırkçı yaklaşımlarla birbirlerine yöneldikleri ve bu tavrı meşru gördükleri bu betonlaşma çağında Ange Yayınları insanları her yönüyle sevmeyi ve saygı duymayı çok iyi biliyordu. Elbette diğer saydığım veya anlatmaya çalıştığım şeyler önemli ancak sizi kocaman saran ve hiçbir şekilde öteki olarak görmeyen insanlarla bir araya gelmek çok daha önemli.
Elif Hanım ve Ahmet Bey bu betonlaşma çağında en güzel işi, layıkıyla yapmayı başaran yayıncılar oldular. Umarım yazar sayıları yüreklerindeki umut kadar çok olur.

Yusuf ÇELİK

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir