
Yazarımız Ani İpekkaya’nın Tiyatro Dergisi’ne Verdiği Röportaj
Hayatımızın belleğinde yer etmiş isimlerden biri olan Ani İpekkaya, sahneye yalnızca bir oyuncu olarak değil, aynı zamanda yaşadığı dönemlerin ruhunu taşıyan bir tanık olarak da bakıyor. Onun anlatısında tiyatro; prova odalarından kulislere, yıkılan sahnelerden unutulmaz repliklere uzanan canlı bir hafıza alanı.
Ani İpekkaya ile yaptığımız bu uzun sohbet, yalnızca bir sanat hayatının izlerini değil; aynı zamanda Halit Refiğ’den Muhsin Ertuğrul’a, Yıldız Kenter’den Çetin İpekkaya’ya uzanan geniş bir tiyatro evreninin iç sesini de açığa çıkarıyor. “Hanım” filmindeki anlardan “Cesaret Ana”nın yorucu provalarına, “Deli Saraylı”nın yarım kalan konak atmosferinden Şehir Tiyatroları’nın unutulmuş sahnelerine kadar uzanan bu yolculuk, bir sanatçının hem iç dünyasını hem de tiyatronun dönüşümünü gözler önüne seriyor.
Ani İpekkaya’nın bu anlatısı yalnızca bir röportaj değil; aynı zamanda sahnede, sette ve kuliste birikmiş yılların damıttığı bir tanıklık. Her cümlede bir dönem, her anıda bir oyun, her suskunlukta başka bir sahne saklı.
Ve tüm bu anlatı, aslında tek bir büyük şeye dönüşüyor: O da “Tiyatrocu Olmak mı Olmamak mı?” ismindeki bir kitaba.
-Burak Süme, Tiyatro Dergisi
Röportajın tamamını okumak için:
https://tiyatrodergisi.com.tr/ani-ipekkaya-tiyatro-tutkumun-ne-kadar-guclu-oldugunu-sahneye-ilk-ciktigimda-hissettim/